Diğer Batıklar:








Şirket-i Hayriye Şirketine Ait Batık Vapurlar:





Üsküdar Gemisi




Yer
Derinlik
Batık tarihi
: Çanakkale Boğazı (Nara)
: 17 m
: 27 Nisan 1915
Osmanlı Nakliye Gemisi
Çanakkale Müstahkem Mevki Mayın Grup Komutanı Binbaşı Nazmi Bey, günlüğünde şöyle diyordu:
"27 Nisan 1915 Reşit Paşa vapuru İstanbul’dan asker yüklü olarak geldi. Nara Burnu'nda durduğu sırada düşman ateşine maruz kalmış ve yanındaki Üsküdar vapuru beş dakika içinde batmıştır. Bir çarkçı ve iki er şehit olmuştur. Diğerlerinde hamdolsun bir zarar olmamıştır...”
Binbaşı Nazmi Bey - Çanakkale Deniz Savaşları Günlüğü s. 61-62





Sultaniye Vapuru


1909'da Fransa'da "Dunkerque'de Atl.& Chantier de France" tarafında yapılmış, 1070 kişi kapasiteli 10.5 mil sürat yapabilen bir 61 baca numaralı Şirket-i Hayriye vapuruydu. Teknesi saçtı ve çift uskurluydu. 10 Temmuz 1916'da batırıldı.

Bu vapurla ilgili İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde şu kayıt numaralarıyla bazı bilgilere ulaşılabilir: 90401/2 ; 91152/2 ; 91236/2





Hünkar İskelesi Vapuru


1909'da, Fransa'daki "Dunkerque'de Atl.& Chantier de France" tezgahlarında yolcu vapuru olarak yapıldı. 1070 kişi kapasiteli 521 gros ton ağırlıkta çelik sactan bir tekneye sahipti. Uzunluğu 44.2 metre , genişliği 7.3 metre , su kesimi 3 metreydi. 540 beygir gücünde iki adet tripil(3 silindirli) buhar makinesi ile saatte 10.5 mil hız yapıyordu. Şirket-i Hayriye'nin 62 baca numaralı vapuruydu.

I. Dünya Savaşı'nda, ordunun hizmetine verildi. 24 Mayıs 1915'te, İstanbul'dan Gelibolu'ya top mermisi götürürken bir İngiliz denizaltısı tarafından torpillenerek batırıldı. Bu, Şirket-i Hayriye'nin I. Dünya Savaşı'nda verdiği ilk kayıp oldu.

Batmasıyla sonuçlanan bu seferi sırasında “Hünkâr İskelesi”ni Tahsin Kaptan idare ediyor, Çanakkale’ye cephane ve erzak götürüyordu. Gemi Rodosto (Tekirdağ) açıklarına geldiği sıralarda, 5-6 mil uzaklıkta birden bir denizaltı ortaya çıktı. Denizaltı Türk bayrağı çekmişti ama Tahsin Kaptan bunun bir tuzak olduğunu sezmişti. Makine dairesine ‘tamyol’ komutu verirken iki gemi neredeyse borda bordaya gelmişti. Denizaltıdan ‘Kaptan dur..’ diye bağırıyorlardı ama, Tahsin Kaptan bu ikazları dinlemeden tam hızla uzaklaşmaya başladı. Tahsin Kaptan, kısa bir süre sonra vapuru, Tekirdağ iskelesinin yakınında baştankara etti ve karaya oturttu. İçindekiler kendilerini karaya attılar ve mürettebat, geminin yükünün bir kısmını dışarı çıkarabildi. Bu arada yetişen denizaltı Türk bayrağını indirip yerine bir İngiliz bayrağı çekerken, aynı anda da “Hünkâr İskelesi”ne bir torpil yolladı. Geminin kazan dairesine isabet eden torpil büyük bir gürültüyle infilak ederken, kaptan köşkünde bulunan ve son ana kadar gemisini terk etmeyen Tahsin Kaptan da kendini denize atmayı başardı. Böylece hem kendi hayatını, hem de gemi mürettebatıyla subay ailelerinden oluşan yolcularını kurtarmış oldu…




Gayret Vapuru


34 numaralı Şirket-i Hayriye vapuru.

1872'de İngiltere, Londra'da R.&H. Green tezgahlarinda yandan çarkli yolcu vapuru olarak yapildi. Teknesi saçtı, 1872'de hizmete girdi 1915 yilinda Rus savas gemileri tarafindan batirildi. 48,7 m uzunluğunda idi.




Metanet Vapuru


41 numaralı Şirket-i Hayriye vapuru.

1893 İskoçya, Glasgow'da Napie,Shanks&Bell tezgahlarinda yandan çarkli yolcu vapuru olarak yapildi. Teknesi saçtı. 230 gros tonluk bir vapurdu. 80 beygir gücünde, iki silindirli compound buhar makinesi ile saatte 10 mil hıza ulaşıyordu. 1893'te hizmete girdi. Karadeniz Ereglisi aciklarinda 21 Eylul 1916 gunu Rus savas demisi Imperatritza Ekaterina tarafindan batırıldı.


Imperatritza Ekaterina





Neveser Vapuru


39 numaralı Şirket-i Hayriye vapuru.

1890 İngiltere, Londra'da J.W.Thames tezgahlarinda yandan çarkli yolcu vapuru olarak yapıldı. Tekne sactı. 1890'da hizmete girdi, 1917 yilinda Sakarya nehri agzi önlerinde batti.

Bu vapurla ilgili bilgiye İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinden 91090/4 referans numarası ile ulaşılabilir.



“Şükran”ın atlattığı tehlikenin bir benzerini “39” numaralı “Neveser” de yaşamıştı… Şirket-i Hayriye’nin en ünlü kaptanlarından olan Hayri Kaptan, "Neveser"in dümenindeyken yaşadığı bir olayı 1944 yılında kendisiyle görüşen Hikmet Feridun Es’e şöyle anlatmıştı:

“…. O gün, yine Kadıköy’den vapurlarımıza alabildiğimizce asker yükledik. On vapurluk bir kafileydik. Hareketimizden evvel bir telaşla gelip bütün kaptanlara mühürlü bir zarf verdi ve ‘Bunları hareketinizden sonra açarsınız’ dedi…

Kalktık… Yolda zarfı yırttım. İçinden bir tezkere çıktı. Bu tezkerede ‘Çanakkale Boğazından içeri bir düşman tahtelbahiri girmiştir. Sizi torpillemeye çalışacaktır. Dikkat ediniz’ deniliyordu…

Vapurumda 600 asker vardı. Derhal lazım gelen tedbiri aldık. Askere de fişekleri sürerek her an ateşe hazır bulunmalarını bildirdik. Lakin biz kıyıdan gidiyoruz ve gayet tabii olarak deniz tarafını, açığı gözlüyoruz… Bu suretle sabaha kadar yol aldık. Ertesi gün saat dokuzda Gelibolu’ya yaklaştık. Yine gözlerimiz denizde… Gemicilerimizden Pırgıç Kadri de vardiya nöbeti tutuyor.

İşte bu sırada kara tarafından düşman tahtelbahiri çıkıyor. Yolumuzu tetkik ediyor. Mesafeyi ölçüp bizi torpilliyor. Pırgıç Kadri, 100 metreden bunu görmüş. ‘Bize doğru bir şey geliyor’ diye bağırdı.

Bir de ne göreyim; torpil….. Hem de böyle 100 metre gibi yakın mesafede, bütün hızı ile üzerimize gelmekte…

Son derece ümitsiz bir vaziyet… Torpil sancak tarafından geldiği için her şeye rağmen bir sancak alabanda yaptım. Asker de fişek sürmüş, hazır ya… Hepsi ateş etmek için geminin bir tarafına yığıldı. Vapur, muvazenesini bozup bir tarafa doğru alabildiğine yattı. Bu suretle su kesimi tahtelbahircilerin tahmin edemeyecekleri kadar azaldı. Torpil altımızdan geçti gitti. Bu fevkalade bir şeydi, hemen etrafa haber verdik.

Böyle yüzde yüz batışla nihayetlenecek müthiş bir badireyi atlatıp Gelibolu iskelesine geldiğim zaman uzaktan ağzı köpürmüş bir atın dört nala sahile doğru koştuğunu gördüm. Üzerinde genç bir mülazımısani vardı.

Süvari, vapurun hizasına gelince durdu ve bağırarak sordu:

‘Şimdi gelen vapurun kaptanı kimdir? Çabuk söyleyiniz…’

Cevap verdim: ‘Benim…’

Hemen kaputun cebinden bir şişe konyak çıkardı: ‘Öyle ise bunu i煒 dedi…

Konyak soğuktu, güzel bir hediyeydi, ama nereden geliyordu?

Süvari izahat verdi: ‘Kumandanımız Mustafa Kemal Bey sizi tepeden seyrediyordu. Vapurun torpillendiğini gördük. Ha gitti ha batıyor diyorduk. Sonra hayret verici kurtuluşunuzu görünce Kumandan vapurun kaptanını merak etti ve bu şekerlerle konyağı gönderdi…’ dedi…






Nusret Vapuru


33 numaralı Şirket-i Hayriye vapuru.

1874 İngiltere, Londra'da R.& H. Green tezgahlarinda yandan çarkli yolcu vapuru olarak yapıldı. Teknesi sactı. 1874'de hizmete girdi. 230 Gros tonluk. Uzunluğu 48.7 metre, genişliği 6.1 metre. 80 Beygir gücünde 2 silindirli buhar makinası vardı. Saatte 10.6 mil hız yapan gemi, 20 Mayıs 1915 günü Karadeniz'de İncilidere açıklarında bir Rus savaş gemisi tarafından kovalanınca karaya oturdu. Kurtarıldıktan sonra 15 Ekim 1916'da Karadeniz Anadolu Karaburnu önlerinde, Kilyos açıklarında Rus denizaltısı Narval (narwal) tarafından tahrip edildi.

Eser-i Merhamet Vapuru, 1916 yılında Karadeniz'de bir Rus denizaltısı tarafından torpillenerek yaralandıysa da şirketin Nusret vapuru tarafından kurtarıldı.






Rehber Vapuru


40 numaralı Şirket-i Hayriye Vapuru

1890 İngiltere, Londra'da J.W.Thames tezgahlarinda yandan çarkli yolcu vapuru olarak yapildi. Tekne sactı. 1890'da hizmete girdi. 5 Aralık 1915'de Sakarya nehri ağzı önlerinde batti. Bazı kaynaklarda E-11 Denizaltısı tarafından Marmara'nın yumurta adası önlerinde top atışıyla batırıldığı yazıyor.

Batirilmasindan 83 yil sonra, Rehber vapurunun enkazi, isadami Selcuk Kolay tarafindan, 54 metre derinlikte bulundu




İhsan Vapuru


37 numaralı Şirket-i Hayriye Vapuru

1890 İngiltere, Londra'da R.& H. Green tezgahlarinda yandan çarkli yolcu vapuru olarak yapıldı. Teknesi sactı. 1890'da hizmete girdi. 1916 yilinda Rus denizaltisi tarafindan tahrip edildi.






Selamet Vapuru


25 numaralı Şirket-i Hayriye Vapuru

1870 İngiltere, Londra'da Maudslay Sons & Field tezgahlarinda yandan çarkli yolcu vapuru olarak yapildi. Teknesi ahsapti. 1870'de hizmete girdi, 1902'de hizmet disi kaldi. 1915'de yeniden kadroya alindi, donanmanin emrindeyken 1915'de Rus muhribi tarafindan batirildi.